Çetin Emeç Suikasti

Çetin Emeç (1935 – 1990, İstanbul)

Hatırlamayanlar için tanıtalım. Demokrat Parti’nin kurucularından milletvekili ve gazeteci Selim Ragıp Emeç’in oğlu. Galatasaray Lisesi’nden sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. 1952’de gazeteciliğe Son Posta gazetesinde başladı. 1972’ye kadar Hayat ve Ses dergilerinde yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1972 yılında Hürriyet Grubu’na geçti. Hürgün Yayınları’nın Genel Yönetmenliğini yaptığı sırada, Hürriyet Gazetesi genel yayın müdürlüğü görevini üstlenen Emeç, 1984-1985 yıllarında da Milliyet’e genel yayın yönetmeni olarak geçti. 1986’da genel koordinatör olarak Hürriyet gazetesine döndü.

İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, 6 Mart 1990 günü TBMM’de “terörü önlemede büyük başarı kazandıklarını” söyledi. Ancak gel gör ki 18 saat sonra 58 yaşındaki Çetin Emeç profesyonel katillerce öldürüldü.  Yıllar geçse de katilleri bulunamadı. Çetin Emeç, Hürriyet gazetesinin Yönetim Kurulu Üyesi ve yazarı idi.

Güneş Gazetesi Hukuk Danışmanı Erdoğan Tuncer, 6 Mart gecesi 34 FFE 21 plakalı Doğan marka aracı silahlı kişilerce gasp edildi. Emniyet Müdürü Hamdi Ardalı’nın polis telsizinden “Levent’te çalınan 21 plakalı otoyu bulun” emri ile ekipler alarma geçti fakat ne araç bulundu ne de bir ipucu. Çetin Emeç, 7 Mart günü sabah kahvaltısını yapmış, gazetesine gitmek üzere şoförünün gelmesini bekledi. Siyah Ford aracı kullanan şoförü, saat 09.15 gibi Suadiye ‘deki sokağına girdi ve Apartmanın önüne park etti. Fakat, sokak üzerine park edilen sadece Ercan’ın kullandığı otomobil değildi. Çetin Emeç’i ve evini uzun süredir izledikleri anlaşılan 4 kişi, bir köşede pusuya yattılar. Yaklaşık 10 saat önce Levent’te gasp edilen aracın içindelerdi. Pencereden şoförünün geldiğini gören Çetin Emeç, suikastden habersiz, 28 yıllık eşi Bilge Emeç’i öperek, çantasını aldı ve kapıya yöneliyordu. Bilge Emeç, ise eşini “Allaha emanet ol, güle güle git Çeto” sözleriyle uğurluyordu.

Çetin Emeç, apartmandan çıkarken, sokağın köşesinde bekleyen kişiler arabalarından iniyorlardı. Katiller, Çetin Emeç’in otomobile binmesinden sonra araca iki yandan yaklaşarak silahlarını çektiler. Saldırganlardan biri Çetin Emeç’in oturduğu arka sağ yandaki kapıyı açarak ucuna susturucu takılmış İngram marka silahıyla ateşe başlarken, diğeri de sol arka kapı camından silahını ateşliyordu. Böylece iki katil, Emeç’i çapraz ateşe almış oluyorlardı. Durumu gören şoför Sinan Ercan ise can havliyle kaçmaya çabaladı. Çetin Emeç’i öldürdüklerine emin olan saldırganlardan biri, Ercan’ın peşine düşerek yaklaşık 15 metre ileride bir ağacın dibinde kıstırdı ve kurşun yağmuruna tuttu. Sinan Ercan, cansız yere yığılırken, katiller, 34 FFE 21 plakalı gri renkli Doğan marka otomobile binerek sahil yolundan Bostancı yönüne doğru büyük bir hızla uzaklaşıyorlardı.

Saldırıdan sonra SSK Göztepe Hastanesi’ne kaldırılan Çetin Emeç’in cesedinde 7 kurşun yarası saptanıyor, bunlardan 3’ünün kalbine, birinin sağ göğsüne, birinin sağ kaburga altına, ikisinin de sol koluna girdiği anlaşılıyordu. Şoförü Sinan Ercan’ın ölümüne yol açan iki kurşundan biri karaciğerine, diğeri de sırtının sol tarafına isabet ediyordu. Katiller, saldırıda kullandıkları otomobili, Bostancı Polis Karakolun’un iki sokak ötesinde telaşla terkedip izlerini kaybettirmişlerdi. Saldırganlardan geriye sadece bir güneş gözlüğü ile Çin malı bir lastik ayakkabı kalıyordu. İçişleri Bakam Abdülkadir Aksu, olayın hemen ardından yaptığı açıklamada, bu kez “katillerin en kısa sürede yakalanacağı” sözünü veriyordu. Ancak, aradan geçen yıllar, siyasetçilerin bu sözleri ne kadar kolay söylediklerini bir kez daha kanıtlıyordu.

0 Comments

Leave a reply

Copyright © 1999 | www.90dan.com Her Hakkı Bulut

or

Log in with your credentials

or    

Forgot your details?

or

Create Account