Best Of The 90’s Rock Part 1

Nirvana – Smells Like Teen Spirit

Bu şarkının çıkış öyküsü bir hayli enteresan. Şöyle ki ; Mesele Kurt’ün kız arkadaşının kullandığı teen spirit parfümünden çıkmış. Kız arkadaşı bir gün Kurt’ün odasının duvarına, ” sen ergen ruhu kokuyorsun ” grafitisi yazıyor. Kurt de bundan çok hoşlanır ve bu sözden ilham alarak bir parça yazmaya karar verir. Yazar yazar ancak bunun 1 parfüm markası olduğunu da bilmez. Şarkı patlayıp bir efsane olduğunda bir gün bir gazeteci gelir ve “kız arkadaşının parfümü hususunda bir şarkı yapmak enteresan değil mi? ” diye sorar. Kurt de anlamaz şüphesiz, “Ne? Nasıl yani?? der. E nereden bilsin adam. tabii bir hayli garip bir durum. Kurt Cobain ‘in ergen ruhu sıfatı da buradan gelir zaten.

Sözlerini de verelim öyleyse:

Load up on guns and bring your friends
Silahları donan ve arkadaşlarını getir

It’s fun to lose and to pretend
Kaybetmek ve rol yapmak eğlencelidir

She’s over bored and self assured
O aşırı sıkılmış ve kendine güvenli

Oh no, I know a dirty word
Oh hayır, pis bir kelime biliyorum

Hello,hello, hello, how low… x defa
Merhaba, merhaba, merhaba, ne kadar sığ…

Nakarat :

With the lights out it’s less dangerous
Işıklar kapalıyken, bu daha az tehlikeli

Here we are now
İşte buradayız şimdi

Entertain us
Eğlendir bizi

I feel stupid and contagious
Kendimi aptal ve bulaşıcı hissediyorum

Here we are now
İşte buradayız şimdi

Entertain us
Eğlendir bizi

A mulatto
Bir melez

An albino
Bir albino

A mosquito
Bir sivrisinek

My Libido yeah
Benim libidom evet

I’m worse at what I do best
En iyi yaptığım şeyde daha kötüyüm

And for this gift I feel blessed
Ve bu tanrı vergisi yetenekten dolayı kutsanmış hissediyorum

Our little group has always been
Küçük grubumuz hep varoldu

And always will until the end
Ve sonuna kadar da varolacak

Hello, how low? (x defa)
Merhaba, merhaba, merhaba, ne kadar sığ…

Nakarat

And I forget just why I taste
Ve neden tattığımı unutuyorum

Oh yeah, I guess it makes me smile
Oh evet, sanırım beni gülümsetiyor

I found it hard
Bunu zor buldum

It was hard to find
Bulması zor oldu

Oh well, whatever, nevermind
Oh peki, herneyse, boşver

hello, how low? (x defa)
Merhaba, ne kadar aşağı?

Nakarat

Yeah, a denial(x3)
Evet, bir inkar

Pearl Jam – Alive

Eddie Vedder’in yaptığı üçlemenin şarkılarından biridir. Diğer şarkılar ise Ten albümündeki “Once” ve B Side olarak yayınlanan footsteps’tir. Footsteps Lost Dogs albümünde de mevcuttur. Vedder’in söylediklerine göre Alive 13 yaşlarında genç bir adam ile ilgilidir. Babası sandığı kişi aslında gerçek babası değildir. Annesi ise gerçek babasına çok benzediğinden dolayı öz oğluna aşıktır. Büyümekte olan çocuk bu ensest ilişkiden oldukca etkilenir. “Once” adlı parçada bir seri katil olarak görürüz kendisini. Kadınları, fahişeleri öldürmekte olduğunu söyler. Footsteps ise idamı hakkındadır. Şarkıların hayatından otobiyografik kısımlar yansıttığını inkar etmiyor. Oldukca enteresan.

Şarkı Sözleri:

Son, she said, have I got a little story for you
Oğlum dedi, senin için kısa bir hikayem var

What you thought was your daddy was nothin but a…
Senin düşüncene göre baban hiç bir sey değildi ama a…

While you were sittin home alone at age thirteen
Sen on üç yaşında evde oturuyorken

Your real daddy was dyin, sorry you didnt see him, but Im glad we talked…
Senin baban ölüyordu, özür dilerim sen onu görmedin, ama konustuğumuz için mutluyum…

Oh i, oh, Im still alive
Oh i, oh, hala hayattayım

Hey, i, i, oh, Im still alive
Hey, i, i, oh, hala hayattayım

Hey i, oh, Im still alive
Heyi, oh, hala hayattayım

Hey…oh…

Oh, she walks slowly, across a young mans room
Oh, yavaşça yürüyor, bir genc adamin odasina dogru

She said Im ready… for you
Hazırım dedi… Senin için

I cant remember anything to this very day
Her şeyi hatırlayamiyorum o günle ilgili

cept the look, the look…
Bakış, o bakışın dışında…

Oh, you know where, now I cant see, I just stare…
Oh, biliyorsun nerede, şimdi göremiyorum, sadece bakıyorum…

I, Im still alive
Ben, ben hala hayattayım

Hey i, but, Im still alive
Hey ben, ama hala hayattayım

Is something wrong, she said
Bir sorun mu var dedi

Well of course there is
Tabiki de var

Youre still alive, she said
Hala hayattasın dedi

Oh, and do I deserve to be
Oh, ve bunu hakediyorum

Is that the question
Soru bu mu?

And if so…if so…who answers…who answers…
Ve eğer öyleyse… Öyleyse… Kim cevaplar… Kim cevaplar…

I, Im still alive
Ben, ben hala hayattayım

Hey i, but, Im still alive
Hey ben, ama hala hayattayım

Yeah yeah yeah yeah yeah yeah

Nine Inch Nails – Closer

Nine Inch Nails’in “The Downward Spiral” albümünde bulunan parçadır. Grubun lideri Trent Reznor tarafından yazılmış ve bestelenmiştir. Şarkının diğer alternatifi ise Closer to God adlı başka şarkıdır. Bu single “Nine Inch Nails’in Halo numaralanması ile piyasaya sürülen 9. çalışmasıdır. Şarkıdaki müstechen kısımlar dolayısıyla radyo yayıncıları tarafından sansürlenerek çalınmıştır. Eserin içindeki müstechen ve ağır cinselliğe rağmen hit olmuş bir şarkıdır.

Şarkı Sözleri:

You let me violate you, you let me desecrate you
You let me penetrate you, you let me complicate you
(Help me) I broke apart my insides, help me I’ve got no soul to sell
(Help me) the only thing that works for me, help me get away from myself

I want to fuck you like an animal
I want to feel you from the inside
I want to fuck you like an animal
My whole existence is flawed
You get me closer to God

You can have my isolation, you can have the hate that it brings
You can have my absence of faith, you can have my everything
Help me tear down my reason, (help me) it’s your sex I can smell
(Help me) you make me perfect, help me become somebody else

I want to fuck you like an animal
I want to feel you from the inside
I want to fuck you like an animal
My whole existence is flawed
You get me closer to God

Through every forest, above the trees
Within my stomach, scraped off my knees
I drink the honey inside your hive
You are the reason I stay alive

Senin ırzına geçmeme izin verirsin, senin kutsallığını bozmama izin verirsin
Senin içinde girmeme izin verirsin, seni karmaşıklaştırmama izin verirsin
(Yardım et) İçimi parçaladım, yardım et, satabileceğim bir ruhum yok
(Yardım et) İşime yarayan tek şey, kendimden uzaklaşmama yardım et

Seni bir hayvan gibi s*kmek istiyorum
Seni içeriden hissetmek istiyorum
Seni bir hayvan gibi s*kmek istiyorum
Benim tüm varlığım kusurlu
Sen beni Tanrı’ya yaklaştırıyorsun

Benim tecrit edilmişliğimi alabilirsin, bunun getirdiği nefreti alabilirsin
Benim inanç yoksunluğumu alabilirsin, benim her şeyimi alabilirsin
Muhakememi yerle bir etmeme yardım et, (yardım et) koklayabildiğim senin cinselliğin
(Yardım et) Beni mükemmel kılıyorsun, başka biri olmama yardım et

Seni bir hayvan gibi s*kmek istiyorum
Seni içeriden hissetmek istiyorum
Seni bir hayvan gibi s*kmek istiyorum
Benim tüm varlığım kusurlu
Sen beni Tanrı’ya yaklaştırıyorsun

Her orman boyunca, ağaçların üzerinde
Midemin içinde, dizlerimden kazınmış
Senin kovanındaki balı içiyorum
Sen benim hayatta kalma sebebimsin

Red Hot Chili Peppers – Under The Bridge

Blood Sugar Sex Magic albümü kaydı sırasında albüm prodüktörü Rick Rubin, işlerin akışını görmek için Anthony Kiedis’i ara sıra ziyaret etmektedir. Ziyaretlerinden birinde Kiedis’in defterlerini kurcalarken “Under The Bridge” başlıklı bir şiir görür. Şiirden etkilenen Rubin bunun şarkı haline getirilmesini söyler. Kiedis ise bunu pek istemez çünkü rhcp tarzına uymadığını düşünür. Şiir Flea ve John Frusciante’ye okunur ve bu ikili hemen çalışmaya başlar. Bir süre sonra şarkı ortaya çıkar. Rubin ise şarkının koro halinde söylenmesi gerektiğini söyler ve birkaç arkadaşını stüdyoya getirerek koroyu oluşturur, parça kaydedilir.

Şarkı Sözleri:

Sometimes I feel
Like I don’t have a partner
Bazen bir yoldaşımın olmadığı hissine kapılıyorum
Sometimes I feel
Like my only friend
Is the city I live in
Bazen yaşadığım şehrin
tek arkadaşım olduğu hissine kapılıyorum
The city of angels
Melekler Şehri
Lonely as I am
Together we cry
Yalnız ve mutsuz tıpkı benim gibi
Birlikte ağlarız

I drive on her streets
Araba kullanırım yollarında
‘Cause she’s my companion
Çünkü o benim klavuzum
I walk through her hills
Yürüyüşe çıkarım tepelerinde
‘Cause she knows who I am
Çünkü o kim olduğumu bilir
She sees my good deeds
Çünkü yaptığım iyi şeyleri görür
And she kisses me windy
Ve rüzgarla öper beni
I never worry
Asla endişelenmem
Now that is a lie
Bu bir yalan oldu şimdi

I don’t ever want to feel
Asla öyle hissetmek istemem
Like I did that day
O günkü gibi
Take me to the place I love
Beni sevdiğim yere götür
Take me all the way
Tüm yolu kat etmemi sağla

It’s hard to believe
İnanmak zor
That there’s nobody out there
Orada kimsenin olmadığına
It’s hard to believe
İnanmak zor
That I’m all alone
Tamamen tek başına olduğuma
At least I have her love
En azından onun aşkı benimle
The city she loves me
Şehir… Beni seviyor
Lonely as I am
Tek başıma… yalnızım
Together we cry
Birlikte ağlarız

I don’t ever want to feel
Asla öyle hissetmek istemem
Like I did that day
O günkü gibi
Take me to the place I love
Beni sevdiğim yere götür
Take me all that way
Tüm yolu katetmemi sağla

Under the bridge downtown
Şehir merkezindeki köprü altında
Is where I drew some blood
Kanla çizgi çektiğim yerin orada
Under the bridge downtown
Şehir merkezindeki köprü altında
I could not get enough
Yeteri kadar alamam
Under the bridge downtown
Şehir merkezindeki köprü altında
Forgot about my love
Aşkımı unuturum
Under the bridge downtown
Şehir merkezindeki köprü altında
I gave my life away
Hayatımı verdim…

Radiohead Creep

Memleketin gençlerinin “Murat Kekilli – Bu Akşam Ölürüm” dinleyip intihar ettiği zamanlarda, Alman Liselilerin intiharına eşlik eden şahane parçadır. Radiohead’in belki de en yoruma kapalı eseridir. Tam bir aşk şarkısıdır. Türkçe Arabesk özetini yapalım: Gözlerine bakmaya kıyamazdım. Tam bir meleksin ve tenin beni hüzünlendiriyor. Evet halen. Kuş tüyü gibi salınıyorsun. Keşke ben de özel olsaydım. Sen çok özelsin lan! Ama gel gör ki ben pisliğin biriyim, sefil bi ibneyim. Hatta burada ne yapıyorum ki? Buraya ait değilim. Acıtsa da s*kimde değil. Nasıl söylesem; şahane bir fiziğim olsun, enfes bir ruhum olsun, yani hem içim hem de dışım öylesine mükemmel olsun ki, yokluğumu hissettirebileyim sana. Ama.. Söyledim ya. Sen çok özelsin. Keşke ben de özel olsaydım. Maalesef ben bir pisliğim, hayallerde yaşayan bir sürüngenim. Burada ne s*kime duruyorum bilmiyorum, sadece buraya ait değilim bunu biliyorum. Bak çıktı kapıdan gidiyor zaten. Koş bakalım. Koş koş kaç. Git *mına koyayım seni her ne mutlu edecekse, artık her ne istiyorsan. Git.

Şarkı Sözleri:

When you were here before
Couldn’t look you in the eye
You’re just like an angel
Your skin makes me cry

You float like a feather
In a beautiful world
And I wish I was special
You’re so fuckin’ special

But I’m a creep, I’m a weirdo
What the hell am I doing here?
I don’t belong here

I don’t care if it hurts
I want to have control
I want a perfect body
I want a perfect soul

I want you to notice
When I’m not around
You’re so fuckin’ special
I wish I was special

But I’m a creep, I’m a weirdo.
What the hell am I doing here?
I don’t belong here

She’s running out again,
She’s running out
She’s run run run run

Whatever makes you happy
Whatever you want
You’re so fuckin’ special
I wish I was special

But I’m a creep, I’m a weirdo,
What the hell am I doing here?
I don’t belong here
I don’t belong here

R.E.M. – Losing My Religion


Şarkının din – iman ile bir ilgisi yoktur. Aşk’a ve/veya bir kişiye tapmayı, artık özgüvenin kalmayışını anlatır. Vazgeçilmiştir artık, sadece ulaşılmaz sevgiyi görmek için ortak mekanlarda bulunup kıyı-köşe gölgelere saklanış ve gülümsemesini izleyiştir. Acıdır. “Ben burada sadece seni an be an daha çok sevdiğimi göstermekten korkuyorum. Artık kaybedecek hiçbir şey yok ancak bu canımın yanmasını da gerektizmez ki? Korkuyorum gidişinden bu yüzden belki de bu yüzden dönmemelisin” der. “Taptığım sensin ve ben hiçbirşey yapamayarak dinimle beraber yokoluşumu seyretmek zorundayım” der.

Şarkı Sözleri:
Life is bigger
Hayat daha büyük

It’s bigger than you
Senden daha büyük

And you are not me
Ve sen ben degilsin

The lengths that I will go to
Gidecegim yollar

The distance in your eyes
Gözlerindeki uzaklık

Oh no I’ve said too much
Oh hayır çok fazla konuştum

I set it up
Ayarladım

That’s me in the corner
Köşedeki benim

That’s me in the spotlight
Spot ışıgındaki benim

Losing my religion
Dinimi kaybederken

Trying to keep up with you
Seninle birarada durmaya çalışıyorum

And I don’t know if I can do it
Bunu yapabilecegimden emin degilim

No I’ve said too much
Hayır,çok şey söyledim

I haven’t said enough
Yeterli söylemedim

I thought that I heard you laughing
Senin güldügünü duydugumu sandım

I thought that I heard you sing
Şarkı söyledigini duydugumu sandım

I think I thought I saw you try
Senin denerken gördügümü sandım

Every whisper
Her fısıltı

Of every waking hour I’m
Her geçen saat

Choosing my confessions
Itiraflarımı belirliyor

Trying to keep an eye on you
Sana göz kulak olmaya çalışıyorum

Like a hurt lost and blinded fool
Aynen, yaralı kaybolmuş kör bir aptal gibi

Oh no I’ve said too much
Oh,hayır çok şey söyledim

I set it up
ayarladım

Consider this
Bunu degerlendir

The end of the century
Yüzyılın sonu

Consider this
Bunu degerlendir

The slip that brought me
To my knees failed
O beni dizlerimin üstüne düşüren kayganlıgı

What if all these fantasies
eger bu fantaziler

Come flailing around
Etrafta uçursa

Now I’ve said too much
Şimdi yeterli konuştum

I thought that I heard you laughing
senin güldügünü duydugumu sandım

I thought that I heard you sing
Şarkı söyledigini duydugumu sandım

I think I thought I saw you try
Senin denerken gördügümü sandım

But that was just a dream
Ama bu sadece bir rüyaydı

That was just a dream
Bu sadece bi rüyaydı

The Gun Club – Yellow Eyes

Mother Juno ‘nun 1987 çıkışlı The Gun Club albümünün hit şarkılarındandır. Doksanlar ruhunu en iyi yansıtan Rock parçalarından biridir. Türkiye ‘de Karga, Hayal Kahvesi, DoRock Bar gibi mekanlarda halen çalınır, eskimeyen şarkılardandır.

Şarkı Sözleri:

Eyes are gone
you’re complaining
and then, screaming at the ceiling

say you saw
spiders up there
well, I must admit I put them there

Oh, Yellow eyes, it’s all O.K.
Yellow eyes, it’s all O.K.

Oh, Yellow eyes, don’t be afraid
Oh, Yellow eyes, Don’t you!

The problem is
you’re bad taste runs
to dirty old low-class films

Films like
“Sheila Goes To High School”
films like
“Funny Face Goes To Heaven”

Oh, Yellow eyes, it’s all O.K.
Yellow eyes, it’s all O.K.

Oh, Yellow eyes, don’t be afraid
Oh, Yellow eyes, don’t you!

Stranger came back from Woodlawn
seems your daddy-boy, he’s gone under water
now he works in Phoenix High School
seems his other side just took over

Oh, Yellow eyes, he’s not the same
Oh, Yellow eyes, who you gonna blame?

Oh, Yellow eyes, don’t be afraid
Oh, Yellow eyes, don’t you be afraid

Gözler gitti..
Şikayet ediyoruz ve sonra, tavana çığlık atılıyor

gördüm ki orada örümcekler iyi,
itiraf etmeliyim orada olmak isterdim

Oh, Sarı gözler, tamam hepsi bu
Sarı gözler, tamam hepsi bu

Oh, Sarı gözler, korkmayın
Oh, Sarı gözler, Öyle değil mi!

Sorun
Eğer ki kötü bir tat alınırsa
eski düşük sınıf kirli filmler

“Sheila Lisesi Goes To” gibi filmler
“Funny Face Cennete Gider”

Oh, Sarı gözler, tamam hepsi bu
Sarı gözler, tamam hepsi bu

Oh, Sarı gözler, korkmayın
Oh, Sarı gözler, değil mi!

Yabancı Woodlawn geri geldi
Baban-çocuk gibi görünüyor, o su altında gitti
şimdi Phoenix Lisesi’nde çalışıyor
diğer taraftan sadece devraldı gibi görünüyor

Oh, Sarı gözler, o aynı değil
Oh, suçlayacak Sarı gözleri?

Oh, Sarı gözler, korkmayın
Oh, Sarı gözler, sen korkma

Titanic – Ballad Of Rock N Roll Loser

Biri size “Rock müzik nedir?” diye sorarsa, “aha budur” diye cevap verebilirsiniz. “Defalarca yüzüstü gelirsin yere doğru. Çünkü düşmek uzun bir yoldur.” A Scanner Darkly’de dediği gibi; “Kazanan olmak kolaydır da, kaybeden olmak zordur.” “Ballad Of Rock’N Roll Loser” Norveçin başkenti oslo kökenli 70’li yılların rock grubu Titanic ‘in en underrated eseridir. Yılların duayeni müzisyenler ve hatta koleksiyoncular dahil, doksanlı yıllarda Kaan Çaydamlı ve Mete Avunduk tarafından Kent FM ‘de sunulan Kaybedenler Kulübü Radyo Programı sayesinde bu parça ile tanışmıştır.

Şarkı Sözleri:

From the bars of wisconsin
To the clip joints of l.a.
I’ve been killing time
While trying to make
This guitar gain
There’ve been people who thrown bottles
There’ve been people who thrown flowers
There’ve been people who just threw open their heart

Oh but rock ‘n’ roll’s the only way to tell my story
I’m a rock ‘n’ rollin’ loser till the end
Oh rock ‘n’ roll’s the only way to tell my story
I’m a rock ‘n’ rollin’ loser till the end

There’ve been clowns
There’ve been jokers
Uplitter prostitutes and queers
We slowly dived together through the years
I’ve been turned out, turned on, turned around, turned down
I’ve been built up, beat out, set up, drinkin’ my pot
I’ve been oooo hoooo hooo hooo
I’ve been oooo hoooo hooo hooo

All the things that you see
All the sounds that you hear
They seem to have no meaning
When you’re looking through a glass of beer
And you’re tired, twisted up inside
You feel you don’t belong
And the buzzman shouts
“Get up and son, sing one more song”

Well rock ‘n’ roll’s the only way to tell my story
I’m a rock ‘n’ rollin’ loser till the end
Yeah and rock ‘n’ roll’s the only way to tell my story
I’m a rock ‘n’ rollin’ loser till the end
Oh lord, a rock ‘n’ rollin’ loser till the end
Rock ‘n’ rollin’ loser till the end
Rock ‘n’ rollin’ loser till the end
Rock ‘n’ rollin’ loser till the end
Rock ‘n’ rollin’ loser till the end

Wisconsin’in barlarından
Los Angeles’in kazık lokantalarına…
Zaman öldürüyordum,
Bu gitarla
Para kazanmaya çalışırken.
Şişeler fırlatan insanlar vardı orada,
Çiçekler fırlatan insanlar vardı
Kalplerini açıp fırlatan insanlar vardı.

Ama rock’n roll hikayemi anlatmamın tek yolu
Ben bir rock’n roll kaybedeniyim, sonuna dek.
Rock’n roll hikayemi anlatmamın tek yolu
Ben bir rock’n roll kaybedeniyim, sonuna dek.

Soytarılar vardı orada,
Şakacılar vardı,
Fahişeler ve eşcinseller.
Yavaşça azaldık birlikte, yıllar içinde.
Ürettim, tahrik oldum, vazgeçtim, reddettim
İnşa ettim, mağlup ettim, saldırdım, esrarımı içtim
Ben…

Gördüğün her şey,
Duyduğun her şey,
Bir bardak biranın ardından baktığında
Hiçbir anlam ifade etmiyor gibi görünürler
Ve yorulmuşsun, içine kadar bükülmüşsün
Ait olmadığını hissediyorsun
Ve keş herif bağırıyor
”Kalk ayağa evlat, bir şarkı daha söyle!”

Eh, rock’n roll hikayemi anlatmamın tek yolu
Ben bir rock’n roll kaybedeniyim sonuna dek.
Evet, rock’n roll hikayemi anlatmamın tek yolu
Ben bir rock’n roll kaybedeniyim sonuna dek.
Tanrım, bir rock’n roll kaybedeni, sonuna dek…
Bir rock’n roll kaybedeni, sonuna dek…

Bruce Springsteen – The River

1980 yapımı, içinde “Drive All Night”, “The Price You Pay”, “Stolen Car”, “Hungry Heart” gibi parçaları da barındıran enfes Bruce Springsteen albümü ile aynı ismi taşıyan eseri.

Şarkı Sözleri:

I come from down in the valley
Aşağıdaki vadiden geliyorum
where mister when you’re young
Gençken olduğun bayda
They bring you up to do like your daddy done
Seni babanın yaptığını yaptırmaya çalışırlar
Me and Mary we met in high school
Ben ve Mary lisede tanıştık
when she was just seventeen
Sadece 17 yaşındayken o
We’d ride out of this valley down to where the fields were green
Tarlaların yeşil olduğu yerlere gidebilirdik bu vadiden

We’d go down to the river
Nehre doğru gittik
And into the river we’d dive
Ve nehire daldık
Oh down to the river we’d ride
Oh nehirde, sürdük

Then I got Mary pregnant
Mary’i hamile bıraktım
and man that was all she wrote
Ve adam yazdığı şeydi
And for my nineteenth birthday I got a union card and a wedding coat
Ve 19. doğum günüm için evlilik kardı ve düğün elbisesi aldım
We went down to the courthouse
Adliye sarayına gittik
and the judge put it all to rest
Ve yargı geriye kalanları koydu
No wedding day smiles no walk down the aisle
Düğün günü gülümsemeleri yok, koridorda yürüme yok
No flowers no wedding dress
Çiçekler yok, gelinlik yok

We’d go down to the river
O gece Nehre doğru gittik
And into the river we’d dive
Ve nehire daldık
Oh down to the river we’d ride
Oh nehirde, sürdük

I got a job working construction for the Johnstown Company
Johnstown Şirketinde inşa işine girdim
But lately there ain’t been much work on account of the economy
Ama sonra pek iş olmadı ekonomi hesabında
Now all them things that seemed so important
Şimdi bütün şeyler çok önemli göründü
Well mister they vanished right into the air
Bayım, havaya doğru gözden kayboldular
Now I just act like I don’t remember
Şimdi hatırlamıyorum gibi davranıyorum
Mary acts like she don’t care
Mary umursamazmış gibi davranıyor

But I remember us riding in my brother’s car
Kardeşimin arabasında sürdüğümüzü hatırlıyorum
Her body tan and wet down at the reservoir
Vücudu taba rengi ve ıslak rezervuarda
At night on them banks I’d lie awake
Gece banklarda, uzandım
And pull her close just to feel each breath she’d take
ve aldığı her nefesi hissetmek için onu yanıma çektim
Now those memories come back to haunt me
Artık o hatıralar yakamı bırakmamak için geldi
they haunt me like a curse
Beni lanet gibi bırakmadılar
Is a dream a lie if it don’t come true
Bu bir rüya, bir yalan, gerçek olmazsa
Or is it something worse
Ya da bu başka kötü bir şey
that sends me down to the river
Beni nehre gönderen
though I know the river is dry
Nehrin kuru olduğunu bilmeme rağmen
That sends me down to the river tonight
Beni nehre gönderen

Down to the river
Nehire
my baby and I
Bebeğim ve ben
Oh down to the river we ride
Oh sürdüğümüz nehire

 

Depeche Mode – Personal Jesus

Personal Jesus ilk piyasa sürüldüğünde kilise tarafından kınanır ve bu yüzden radyolarda çalınmaz. Depeche Mode grubu bu durumu, şarkı sözlerinden esinlenerek bir telefon hattı kurarak ve şarkıyı oradan dinletmek yoluyla protesto eder. Personal Jesus tarzı eleştirel bir şarkı türkiye’de yapılırsa ne olur hiç düşündünüz mü?

Şarkı Sözleri:

Your own personal jesus
Someone to hear your prayers
Someone who cares
Your own personal jesus
Someone to hear your prayers
Someone who’s there
Feeling unknown
And you’re all alone
Flesh and bone
By the telephone
Lift up the receiver
I’ll make you a believer
Take second best
Put me to the test
Things on your chest
You need to confess
I will deliver
You know I’m a forgiver
Reach out and touch faith
Reach out and touch faith
Your own personal jesus…
Feeling unknown
And you’re all alone
Flesh and bone
By the telephone
Lift up the receiver
I’ll make you a believer
I will deliver
You know I’m a forgiver
Reach out and touch faith
Your own personal jesus
Reach out and touch faith

Kendi özel isa’nız
Dualarınızı işitecek biri
İlgilenen biri
Kendi özel isa’nız
Dualarınızı işitecek biri
Orada olan biri
Tanınmadığınızı hissediyorsunuz
Ve yapayalnızsınız
Et ve kemikten
Telefonun başında
Kaldırın ahizeyi
Bir inanan yapacağım sizi
İkinci en iyiyi alın
Sınavdan geçirin beni
Göğsünüzdeki itiraf etme
Gereğini duyduğunuz şeyleri
Ben kurtaracağım
Biliyorsunuz bağışlayıcıyım
Uzanın ve dokunun inanca
Uzanın ve dokunun inanca
Kendi özel isa’nız…
Tanınmadığınızı hissediyorsunuz
Ve yapayalnızsınız
Et ve kemikten
Telefonun başında
Kaldırın ahizeyi
Bir inanan yapacağım sizi
Ben kurtarcağım
Biliyorsunuz bağışlayıcıyım
Uzanın ve dokunun inanca
Kendi özel isa’nız
Uzanın ve dokunun inanca

 

David Bowie – Man Who Sold The World

1971 tarihli David Bowie albümünün adı aynı zamanda çıkış parçasıdır. Rock tarihince yayınlanmış en iyi bir kaç albümden biridir. Şarkı daha sonra Nirvana tarafından Cover’landı ve Unplagged konserlerde okundu.

Şarkı Sözleri:

We passed upon the stare
Bakışlarımızı kaçırdık

We spoke of was and when
Ne , ne zamandı konuşmuştuk

Although I wasn’t there
Orda olmadığım halde

He said I was his friend
Onun arkadaşı olduğumu söylemişti

Which came as a surprise
Sürpriz olan

I spoke into his eyes
Gözlerine konuştuğumda

I thought you died alone
Yalnız öldün diye düşünmüştüm

A long long time ago
Uzun çok uzun zaman önce

Oh no, not me
Hayır ben değil

We never lost control
Asla kontrolü kaybetmedik

You’re face to face
Karşında duran

With The Man Who Sold The World
Dünyayı boşvermiş bir adam

I laughed and shook his hand
Güldüm ve elini sıktım

And made my way back home
Ve eve dönüş yoluna koyuldum

I searched for form and land
Her yeri aradım

For years and years I roamed
Yıllarca dolaştm

I gazed a gazeless stare
İlgisiz bir bakış takındım

At all the millions here
Varolan milyonlarca insana

I must have died alone (Alt: I must have died along)
Yalnız ölmeliydim(Yalnız gitmeliydim)

A long, long time ago
Uzun çok uzun bir zaman önce

(x2)
Who knows?
Kim bilir

Not me
Ben değil

We never lost control
Asla kontrolü kaybetmedik

You’re face to face
Karşında duran

With the Man who Sold the World
Dünyayı boşvermiş bir adam

 

Fastball – Out Of My Head

Şarkının çıkışı tam olarak radyodan kaset doldurma yıllarına denk geliyor. Fastball ortalıkta görünmeyi pek sevmeyen bir grup ancak az ve öz eserler üretiyor. Ayrıca “Loser” adlı filmde Mena Suvari’nin treni kaçırıp garda takılırken arkada çalan şarkıdır.

Şarkı Sözleri:

Sometimes I feel like I am drunk behind the wheel
The wheel of possibility however it may roll
Give it a spin see if you can somehow factor in
You know there’s always more than one way
To say exactly what you mean to say

Was I out of my head? Was I out of my mind?
How could I have ever been so blind?
I was waiting for an indication it was hard to find

Don’t matter what I say only what I do
I never mean to do bad things to you
So quiet but I finally woke up
If you’re sad then it’s time you spoke up too

Was I out of my head? Was I out of my mind?
How could I have ever been so blind?
I was waiting for an indication it was hard to find

Don’t matter what I say only what I do
I never mean to do bad things to you
So quiet but I finally woke up
If you’re sad then it’s time you spoke up too

Was I out of my head? Was I out of my mind?
How could I have ever been so blind?
I was waiting for an invitation it was hard to find

Don’t matter what I say only what I do
I never mean to do bad things to you
So quiet but I finally woke up
If you’re sad then it’s time you spoke up too

 

The Doors – Brek On Through

Jim Morrison ilk kez çaldığı zaman pek tutmayacağı düşünülmüş olan şarkı. Daha sonra Robbie Krieger Light My Fire’ı çalmış ve bu daha çok begenilmiş, bunun üzerinde çalışılmıştır. “Tutmayacak” diye düşünülen eser bu ise bugünün kalite anlayışını tekrar gözden geçirmek gerek.

Şarkı Sözleri:

Break On Through

You know the day destroys the night
Night divides the day
Tried to run
Tried to hide
Break on through to the other side
Break on through to the other side
Break on through to the other side, yeah
We chased our pleasures here
Dug our treasures there
But can you still recall
The time we cried
Break on through to the other side
Break on through to the other side
Yeah!
C’mon, yeah
Everybody loves my baby
Everybody loves my baby
She get
She get
She get
She get high
I found an island in your arms
Country in your eyes
Arms that chain us
Eyes that lie
Break on through to the other side
Break on through to the other side
Break on through, oww!
Oh, yeah!
Made the scene
Week to week
Day to day

Diğer Tarafa Kirişi Kır

Biliyorsun gün geceyi yıkar,
Gece gündüzü böler;
Kaçmaya,
Saklanmaya çalıştım.
Diğer tarafa kirişi kır,
Diğer tarafa kirişi kır,
Diğer tarafa kirişi kır.

Burada sefa peşinde,
Değerlerimizi gömdük,
Bir zamanlar ağladığımızı
Hala hatırlayabiliyor musun?
Diğer tarafa kirişi kır,
Diğer tarafa kirişi kır,
Diğer tarafa kirişi kır.

Herkes benim kızın peşinde.
Herkes benim kızın peşinde.

O da bunun farkında, farkında.
O da bunun farkında, farkında.

Kollarında bir ada buldum,
Gözlerinde bir ülke,
Zincirleyen kollar,
Yalan söyleyen gözler.
Diğer tarafa kirişi kır,
Diğer tarafa kirişi kır,
Diğer tarafa kirişi kır.

Bu sahneyi hafta hafta,
Gün gün, saat saat hazırladım,
Geçit dümdüz,
Derin ve geniş.
Diğer tarafa kirişi kır,
Diğer tarafa kirişi kır,
Diğer tarafa kirişi kır.

Kirişi kır, kirişi kır,
Kirişi kır, kirişi kır,

Kır, kır,
Kır, kır,
Kır.

Hour to hour
The gate is straight
Deep and wide
Break on through to the other side
Break on through to the other side
Break on through X4
Yeah, yeah, yeah, yeah
Yeah, yeah, yeah, yeah, yeah

 

Jim Morrison – A Feast Of Friends

The Doors – An American Prayer’ın girişinde okunmuş şiir ve şâhane solo. Jim morrison tarafından okunmuştur. Müziği Tomaso Albinoni’nin Adagio’sunun yorumudur.

Sözleri:

wow, i’m sick of doubt
live in the light of certain
south
cruel bindings.
the servants have the power
dog-men and their mean women
pulling poor blankets over
our sailors.

i’m sick of these dour faces
staring at me from the tv
tower, i want roses in
my garden bower; dig?
royal babies, rubies
must now replace aborted
strangers in the mud
these mutants, blood-meal
for the plant that’s plowed.

they are waiting to take us into
the severed garden.
do you know how pale and wanton thrillful
comes death on a strange hour
unannounced, unplanned for
like a scaring over-friendly guest you’ve
brought to bed.
death makes angels of us all
and gives us wings
where we had shoulders
smooth as raven’s
claws.

no more money, no more fancy dress
this other kingdom seems by far the best
until it’s other jaw reveals incest
and loose obedience to a vegetable law.
i will not go
prefer a feast of friends
to the giant family

 

Deep Purple – Strange Kind Of Woman

Deep Purple – Fireball albümünden, 70’lerdeki bazı konserlerinde Gillan-Blackmore atışması içeren 10 dakikalık versiyonları çalınmış enfes eser. Şarkı bir fahişeyi anlatıyor. Okuduklarımızı metafor olarak kabul edersek eğer, günümüz kadın erkek ilişkilerine de bir hayli uyduğu görülebilir.

Şarkı Sözleri:

there once was a woman
a strange kind of woman
the kind that gets written down in history
her name was nancy
her face was nothing fancy
she left a trail of happiness and misery

i loved her
everybody loved her
she loved everyone and gave them good return
i tried to take her
i even tried to break her
she said i ain’t for takin’ won’t you ever learn

i want you i need you i gotta be near you
i spent my money as i took my turn
i want you i need you i gotta be near you
ooh i got a strange kind of woman

she looked like a raver
but i could never please her
on wednesday mornings boy you can’t go far
i couldn’t get her
but things got better–she said
saturday nights from now on baby you’re my star

she finally said she loved me
i wed her in a hurry
no more callers and i glowed with pride
i’m dreaming
i feel like screaming
i won my woman just before she died

i want you i need you i gotta be near you
i spent my money as i took my turn
i want you i need you i gotta be near you
ooh i had a strange kind of woman

bir zamanlar bir kadın vardı,
biraz garip bir kadın
tarihe geçen türünden
adı nancy’ydi
yüzü öyle ahım şahım değildi
ardında mutluluk ve acıdan bir iz bıraktı

onu sevdim
onu herkes sevdi
o herkesi sevdi ve onlara iyi karşılık verdi
onu elde etmeye çalıştım
hatta onu yıkmaya çalıştım
dedi bana elde edilmek için değilim, hiç öğrenmeyecek misin

seni istiyorum, sana ihtiyacım var, sana yakın olmalıyım
sıram gelince paramı harcadım
seni istiyorum, sana ihtiyacım var, sana yakın olmalıyım
oo garip bir kadına çattım

bohem gibi görünüyordu
ama onu hiç memnun edemiyordum
çarşamba sabahları ancak o kadar oluyordu
onu elde edemiyordum
ama sonra her şey daha iyi oldu – dedi ki
artık cumartesi geceleri bebeğim, yıldızım sensin

sonunda beni sevdiğini söyledi
onunla aceleyle evlendim
artık arayanlar yok ve ben gururla parlıyordum
bir düşte gibiydim
çığlık atmak geliyordu içimden
kadınımı kazanmıştım, o ölmeden hemen önce

seni istiyorum, sana ihtiyacım var, sana yakın olmalıyım
sıram gelince paramı harcadım
seni istiyorum, sana ihtiyacım var, sana yakın olmalıyım
oo garip bir kadına çattım

 

Fastball – The Wat

1998 çıkışlı Fastball şarkısıdır ancak 60’s – 70’s tadı verebilir. 2003 yılına dek çeşitli bar ve mekanlar tarafından olabildiğince sömürülmesine rağmen eskimemiş / eskimeyecek bir eserdir.

Şarkı Sözleri:

They made up their minds and they started packing
They left before the sun came up that day
An exit to eternal summer slacking
But where were they going without ever knowing the way?
They drank up the wine and they got to talking
They now had more important things to say
And when the car broke down they started walking
Where were they going without ever knowing the way?
Anyone can see the road that they walk on is paved with gold
It’s always summer they’ll never get cold
They’ll never get hungry, they’ll never get old and gray
You can see their shadows wandering off somewhere
They won’t make it home but they really don’t care
They wanted the highway, they’re happier there today, today
The children woke up and they couldn’t find ’em
They left before the sun came up that day
They just drove off and left it all behind ’em
Where were they going without ever knowing the way?
Anyone can see the road that they walk on is paved with gold
It’s always summer they’ll never get cold
They’ll never get hungry, they’ll never get old and gray
You can see their shadows wandering off somewhere
They won’t make it home but they really don’t care
They wanted the highway, they’re happier there today, today
Anyone can see the road that they walk on is paved with gold
It’s always summer they’ll never get cold
They’ll never get hungry, they’ll never get old and gray
You can see their shadows wandering off somewhere
They won’t make it home but they really don’t care
They wanted the highway, they’re happier there today, today

 

Soft Cell – Tainted Love

Şarkı ilk kez 1964’de Gloria Jones tarafından kaydedilmiştir. Soft Cell’in bu parçasının klibinde Madonna’nın ağabeyi Christopher rol almıştır. Klipde Mark Almond’un odasını ışıklı huriler basar. O kadar çok Cover’lanmıştır ki Cover’lardan Cover beğenebilirsiniz. En popüler Cover Marilyn Manson tarafından yapılmış ve bir de klip çekilmiştir. Şarkının sözlerini okumaya üşenenler için özet …”once i run to you, now i’ll run from you”…

Şarkı Sözleri:

Sometimes I feel I`ve got to Run away
Bazen kaçmam gerektiğini hissediyorum

I`ve got to Get away From the pain that you drive into the heart of me
Kalbimin içine yerleştirdiğin acıdan kurtulmam gerektiğini hissediyorum

The love we share Seems to go nowhere
Paylaştığımız aşk bir yere varacakmış gibi durmuyor

I`ve lost my light
Işığımı kaybettim

I toss and turn I can`t sleep at night
Dönüp duruyorum, geceleri uyuyamıyorum

Once I ran to you (I ran)
Bir zamanlar sana koştum (koştum)

Now I`ll run from you
Şimdi senden kaçıyorum

This tainted love you`ve given
Verdiğin bu kirletilmiş aşk

I give you all a boy could give you
Sana bir erkeğin(çocuğun) verebileceği her şeyi verdim

Take my tears and that`s not nearly all
Gözyaşlarımı al ve bu tamamı değil

Tainted love
Kirletilmiş aşk

Tainted love
Kirletilmiş aşk

Now I know I`ve got to Run away
Şimdi kaçmam gerektiğini biliyorum

I`ve got to Get away
kurtulmam gerektiğini

You don`t really want any more from me To make things right
artık gerçekten benden işleri düzeltmemi istemiyorsun

You need someone to hold you tight
İhtiyacın olan seni sıkı sıkıya saracak biri

You think love is to pray
Aşkın dua etmek olduğunu düşünüyorsun

But I`m sorry I don`t pray that way
Ama üzgünüm ben o şekilde dua etmem

Once I ran to you (I ran)
Bir zamanlr sana koştum (koştum)

Now I`ll run from you
Şimdi senden kaçıyorum

This tainted love you`ve given
Verdiğin bu kirletilmiş aşk

I give you all a boy could give you
Sana bir erkeğin(çocuğun) verebileceği her şeyi verdim

Take my tears and that`s not nearly all
Gözyaşlarımı al ve bu tamamı değil

Tainted love
Kirletilmiş aşk

Tainted love
Kirletilmiş aşk

Don`t touch me please
Dokunma bana lütfen

I cannot stand the way you tease
Alay etme şekline katlanamıyorum

I love you though you hurt me so
Beni çok incitmene karşın seni seviyorum

Now I`m going to pack my things and go
Şimdi eşyalarımı toplayacağım ve gideceğim

Touch me baby, tainted love
Dokun bana bebeğim, kirletilmiş aşk

Touch me baby, tainted love
Dokun bana bebeğim, kirletilmiş aşk

Touch me baby, tainted love
Dokun bana bebeğim, kirletilmiş aşk

Touch me baby, tainted love
Dokun bana bebeğim, kirletilmiş aşk

 

Deep Purple – Soldier Of Fortune

Soldier Of Fortune parçasının söz ve müziğini, bir albümlük bir süre için bir araya gelen Ritchie Blackmore ve David Coverdale birlikte yaptı. Parçanın yer aldığı 1974 tarihli “Stormbringer” Coverdale’in Deep Purple ile ilk albümüydü ve sonra gruptan ayrıldı. 1984’te grup tekrar bir araya geldiğinde Blackmore vardı ama Coverdale artık yoktu. İngilizcede “paralı asker” ve/veya “maceracı” anlamına gelir ancak bu parça dünyanın her dilinde ağlamak anlamına gelir diyebiliriz. Yalnız yaşamayı seven Rock N Roll Loser ruhu taşır, zaten sözleri de bu yönde.

Şarkı Sözleri:

i have often told you stories
about the way
i lived the life of a drifter
waiting for the day
when i’d take your hand
and sing you songs
then maybe you would say
come lay with me love me
and i would surely stay

sana sık sık hikayeler anlattım
bir serserinin hayatını nasıl yaşadığıma dair
elini tutup sana şarkılar söyleyeceğim günü bekleyerek
sonra belki bana
‘gel yanıma uzan ve beni sev’ diyecektin
ve ben tabii ki (yanında) kalacaktım

but i feel i’m growing older
and the songs that i have sung
echo in the distance
like the sound
of a windmill goin’ ’round
i guess i’ll always be
a soldier of fortune

ama giderek yaşlandığımı hissediyorum
ve söylediğim şarkılar
uzaklarda yankılanıyor
tıpkı dönüp duran
bir yeldeğirmeninin sesi gibi
sanırım ben hep
bir ganimet avcısı olarak kalacağım

many times i’ve been a traveller
i looked for something new
in days of old
when nights were cold
i wandered without you
but those days i thougt my eyes
had seen you standing near
though blindness is confusing
it shows that you’re not here

çok zamanlar bir yolcu oldum
yeni bir şeyler aradım
eskinin günlerinde
soğuk gecelerde
sensiz dolandım durdum
ama o günlerde
gözlerimin seni yanımda dururken gördüğünü düşündüm
körlük kafa karıştırsa da
senin orada olmadığını gösteriyor (sonuçta)

now i feel i’m growing older
and the songs that i have sung
echo in the distance
like the sound
of a windmill goin’ ’round
i guess i’ll always be
a soldier of fortune

artık giderek yaşlandığımı hissediyorum
ve söylediğim şarkılar
uzaklarda yankılanıyor
tıpkı dönüp duran
bir yeldeğirmeninin sesi gibi
sanırım ben hep
bir ganimet avcısı olarak kalacağım

yes, i can hear the sound
of a windmill goin’ ’round
i guess i’ll always be
a soldier of fortune

evet duyabiliyorum
dönüp duran bir yeldeğirmeninin sesini
sanırım ben hep
bir ganimet avcısı olacağım

 

Rolling Stones – Paint It Black

Full Metal Jacket filminde soundtrack olarak kullanılmış ve pekde yakışmış efsane Rolling Stones eseri. 18.yy da hayat kadınlarının evlerinin kapıları kımızıya boyanıyormuş. Bir adam da hayat kadınına aşık olmuş ve “kapını siyaha boyamak istiyorum” diye bi şeyler söylemiş. Bu şarkının o hikayeyi anlattığı söylenir.

Şarkı Sözleri:

I see a red door and I want it painted black
Kırmızı bir kapı gördüğüm zaman siyaha boyalı olmasını isterim

No colors anymore I want them to turn black
Siyaha dönüşmesini istediğim başka bir renk yok

I see the girls walk by dressed in their summer clothes
Yazlık giysileriyle yürüyen kızlar gördüm

I have to turn my head until my darkness goes
Karanlığım gidene kadar başımı döndürmek zorundayım

I see a line of cars and theyre all painted black
Siyaha boyalı bir dizi araba gördüm

With flowers and my love both never to come back
Çiçekler ve sevgilim, hiçbiri geri dönmeyecek

I see people turn their heads and quickly look away
Başlarını döndüren ve hızlıca bakışan insanları gördüm

Like a new born baby it just happens every day
Yeni doğmuş bebeğin hergün yaptığı gibi

I look inside myself and see my heart is black
Kendime baktım ve kalbimin siyah olduğunu gördüm

I see my red door and it has been painted black
Siyaha boyalı kırmızı kapımı gördüm

Maybe then Ill fade away and not have to face the facts
Belki yavaş yavaş yok olacağım ve gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalmayacağım

Its not easy facin up when your whole world is black
Tüm dünyan karanlık olduğunda yüzleşmek kolay değildir

No more will my green sea go turn a deeper blue
Yeşil denizim artık koyu maviye dönmeyecek

I could not foresee this thing happening to you
Sana bu olanları önceden kestiremedim

If I look hard enough into the settin sun
Batan günese yeterince sert bakarsam

My love will laugh with me before the mornin comes
Aşkım benimle sabaha kadar gülecek

I see a red door and I want it painted black
Kırmızı bir kapı gördüğüm zaman siyaha boyalı olmasını isterim

No colors anymore I want them to turn black
Siyaha dönüşmesini istediğim başka bir renk yok

I see the girls walk by dressed in their summer clothes
Yazlık giysileriyle yürüyen kızlar gördüm

I have to turn my head until my darkness goes
Karanlığım gidene kadar başımı döndürmek zorundayım

I wanna see it painted, painted black
Siyaha boyalı olmasın isterim, siyaha boyalı

Black as night, black as coal
Gece gibi kömür gibi siyah

I wanna see the sun blotted out from the sky
Güneşi gökyüzünden silinmiş halde görmek istiyorum

I wanna see it painted, painted, painted, painted black
Onu siyaha boyanmış, boyanmış, boyanmış görmek istiyorum

 

The Doors – People Are Strange

Tek başına sokakta yürüyenlerin milli marşıdır. Kalabalık içinde yalnızlık temasına değinir / sürttürür. Şarkı sözlerini alıp şiire çevirebilir, kitap yazabilir, filmini çekebilirsiniz. Parçayı besteleyen Jim Morrison ve aykırı yönlerini düşününce normal karşılanabilir, kendisi 149 IQ puanına sahip bir sanatçıydı.

Şarkı Sözleri:

People are strange when you’re a stranger
Faces look ugly when you’re alone
Women seem wicked when you’re unwanted
Streets are uneven when you’re down

When you’re strange
Faces come out of the rain
When you’re strange
No one remembers your name

When you’re strange
When you’re strange
When you’re strange

People are strange when you’re a stranger
Faces look ugly when you’re alone
Women seem wicked when you’re unwanted
Streets are uneven when you’re down

When you’re strange
Faces come out of the rain
When you’re strange
No one remembers your name

When you’re strange
When you’re strange
When you’re strange

My Eyes Have Seen You
My eyes have seen you
My eyes have seen you
My eyes have seen you
Stand in your door
Meet inside
Show me some more
Show me some more
Show me some more

My eyes have seen you
My eyes have seen you
My eyes have seen you
Turn and stare
Fix your hair
Move upstairs
Move upstairs
Move upstairs

My eyes have seen you
My eyes have seen you
My eyes have seen you
Free from disguise
Gazing on a city
Under television skies
Television skies
Television skies

My eyes have seen you
My eyes have seen you
Eyes have seen you
Let them photograph your soul
Memorize your alleys
On an endless roll
Endless roll
Endless roll
Endless roll

İnsanlar Tuhaftır

Yabancıysan, insanlar tuhaftır,
Yalnızsan, yüzler çirkin görünür,
İstenmediğin zaman kadınlar sana şeytansı görünür,
Düşmüşsen, engebelidir caddeler.

Tuhafsan,
Yağmur ortaya çıkartır yüzleri,
Tuhafsan,
Kimse hatırlamaz ismini.

Tuhafsan,
Tuhafsan,
Tuhafsan.

Yabancıysan, insanlar tuhaftır,
Yalnızsan, yüzler çirkin görünür,
İstenmediğin zaman kadınlar sana şeytansı görünür,
Düşmüşsen, engebelidir caddeler.

Tuhafsan,
Yağmur ortaya çıkartır yüzleri,
Tuhafsan,
Kimse hatırlamaz ismini.

Tuhafsan,
Tuhafsan,
Tuhafsan.

 

The Doors – Love Me Two Times

The Doors’un Vietnam’a gitmiş askerler için yaptığı parça. Sözlerini Robbie Krieger yazmıştır. Love sözcüğü parçada ‘sevmek’ değil ‘sevişmek’ anlamında kullanılıyor. Özetle “bir kez değil, iki kez sev, iki kez seviş benimle, çünkü gidiyorum..”

Şarkı Sözleri:

iki kere seviş benimle, bebeğim,
bugün iki kez,
iki kere seviş, kızım,
uzaklara gidiyorum.

iki kere seviş, kızım,
biri yarın,
biri yalnızca bugün için;
iki kere seviş benimle,
uzaklara gidiyorum.

bir defa seviş benimle,
konuşamıyorum (dilim tutuldu)
bir defa seviş benimle,
dizlerimin bağı çözüldü.

iki kere seviş benimle, kızım,
hafta boyunca yetsin bana,
iki kere seviş,
uzaklara gidiyorum,
iki kere seviş,
uzaklara gidiyorum,
ah, evet.

bir defa seviş benimle,
konuşamıyorum (dilim tutuldu)
bir defa seviş benimle,
dizlerimin bağı çözüldü.

iki kere seviş benimle, kızım
hafta boyunca yetsin bana,
iki kere seviş,
uzaklara gidiyorum,
iki kere seviş,
uzaklara gidiyorum
ah, evet.

bir defa seviş benimle,
konuşamıyorum (dilim tutuldu)
bir defa seviş benimle,
dizlerimin bağı çözüldü.

 

Rolling Stones – Harlem Shuffle

Rolling Stones 1986 çıkışlı Dirty Work albümünden Harlem Shuffle. Orjinali 60’ların başında çıkan Bob & Earl’e ait bir R&B klasiğidir. Üstelik 1966 çıkışlı bir The Action yorumu da mevcuttur.

Şarkı Sözleri:

you move it to the left
and you go for yourself
you move it to the right
yeah if it takes all night
now take it kinda slow
with a whole lot of soul
don’t move it too fast
just make it last

you scratch just like a monkey
yeah you do real cool
you slide it to the limbo
yeah how low can you go?
now come on baby
don’t fall down on me now
just move it right here
to the harlem shuffle
yeah yeah yeah to the harlem shuffle
yeah yeah yeah to the harlem shuffle

hitch hitch hike baby
across the floor
i can’t stand it no more
now come on baby
now get into your slide
just ride ride ride
little pony, ride!

yeah yeah yeah do the harlem shuffle
yeah yeah yeah do the harlem shuffle
do the monkey shine
yeah yeah yeah shake a tail feather baby
yeah yeah yeah shake a tail feather baby
yeah yeah yeah do the harlem shuffle
yeah yeah yeah do the harlem shuffle
yeah like your mother told you how
yeah yeah yeah do the harlem shuffle
yeah yeah yeah do the harlem shuffle

 

The Moody Blues – Melancholy Man

Melancholy Man, 1971 çıkışlı The Moody Blues parçasıdır. “Blues şarkının 90’s koleksiyonunda ne işi var” demeyin, aşk ile değil kendisi ile derdi olan adamın şarkısıdır. Yani tam bir Rock N Roll Loser vakasıdır. Bu yüzden farklı rock gruplarınca defalarca cover’lanmıştır. Son cover versiyonu Can Gox tarafından Kaybedenler Kulübü filmi için yapıldı.

Şarkı Sözleri:

I’m a melancholy man, that’s what I am,
Ben bir melankoli adamıyım, işte ben buyum
All the world surrounds me, and my feet are on the ground.
Tüm dünya beni çevreler, ve ayaklarım yere basar.
I’m a very lonely man, doing what I can,
Ben çok yalnız bir adamım, elimden geleni yaparım
All the world astounds me and I think I understand
Tüm dünya beni şaşkına çeviriyor ve sanırım anlıyorum
That we’re going to keep growing, wait and see.
Büyümeye, beklemeye ve görmeye devam edeceğimizi.

When all the stars are falling down
Tüm yıldızlar düşerken
Into the sea and on the ground,
Denize ve toprağa
And angry voices carry on the wind,
Ve kızgın sesler rüzgarda devam ederken
A beam of light will fill your head
Bir ışık demeti aklını dolduracak
And you’ll remember what’s been said
Ve hatırlayacaksın söyleneni
By all the good men this world’s ever known.
Dünyanın görüp geçirdiği tüm iyi adamlarca (söyleneni)
Another man is what you’ll see,
Göreceğin bir başka adamdır
Who looks like you and looks like me,
Senin ve benim gibi görünen
And yet somehow he will not feel the same,
Ve her nasılsa henüz o bizim hissettiğimiz gibi hissetmiyor
His life caught up in misery, he doesn’t think like you and me,
Yaşamı sefaletle geçti, o senin ve benim gibi düşünmüyor
’cause he can’t see what you and I can see.
Çünkü o senin ve benim görebildiğimizi göremiyor.

When all the stars are falling down
Tüm yıldızlar düşerken
Into the sea and on the ground,
Denize ve toprağa
And angry voices carry on the wind,
Ve kızgın sesler rüzgarda devam ederken
A beam of light will fill your head
Bir ışık demeti aklını dolduracak
And you’ll remember what’s been said
Ve hatırlayacaksın söyleneni
By all the good men this world’s ever known.
Dünyanın görüp geçirdiği tüm iyi adamlarca (söyleneni)
Another man is what you’ll see,
Göreceğin bir başka adamdır
Who looks like you and looks like me,
Senin ve benim gibi görünen
And yet somehow he will not feel the same,
Ve her nasılsa henüz o bizim hissettiğimiz gibi hissetmiyor
His life caught up in misery, he doesn’t think like you and me,
Yaşamı sefaletle geçti, o senin ve benim gibi düşünmüyor
’cause he can’t see what you and I can see.
Çünkü o senin ve benim görebildiğimizi göremiyor.

I’m a melancholy man, that’s what I am,
Ben bir melankoli adamıyım, işte ben buyum
All the world surrounds me, and my feet are on the ground.
Tüm dünya beni çevreler, ve ayaklarım yere basar.
I’m a very lonely man, doing what I can,
Ben çok yalnız bir adamım, elimden geleni yaparım
All the world astounds me and I think I understand
Tüm dünya beni şaşkına çeviriyor ve sanırım anlıyorum
That we’re going to keep growing, wait and see.
Büyümeye, beklemeye ve görmeye devam edeceğimizi.

 

Muse – Muscle Museum

Aslında Muse’un tüm parçaları buraya eklenesi eserlerdir ancak 90’s ruhuna en müsait olanı Muscle Museum’dur. 16 beatlik ritmin en sade örneğidir. Çeşitli cover ve live performansları nette bolca bulunmasına rağmen, klibi şiddet içerikli olarak yaftalandığı için, bulmakta zorlanacağınız seçkin Muse şarkılarından biridir ve Muse’un dünya çapında tanınmasını sağlayan parçadır.

Şarkı Sözleri:

She had something to confess to
But you don’t have the time so
Look the other way
You will wait until it’s over
To reveal what you’d never shown her
Too little much too late

Too long trying to resist it
You’ve just gone and missed it
It’s escaped your world

Can you see that I am needing
Begging for so much more
Than you could ever give
And I don’t want you to adore me
Don’t want you to ignore me
When it pleases you
And I’ll do it on my own

I have played in every toilet
But you still want to spoil it
To prove I’ve made a big mistake
Too long trying to resist it
You’ve just gone and missed it
It’s escaped your world

Can you see that I am needing
Begging for so much more
Than you could ever give
And I don’t want you to adore me
Don’t want you to ignore me
When it pleases you
And I’ll do it on my own
I’ll do it on my own

“itiraf edecek bir şeyi vardı
ama senin vaktin yok, bu nedenle görmezden gelirsin
ona hiç göstermediklerini açığa çıkarmak için
her şey bitene dek bekleyeceksin
artık çok geç olacak

görebiliyor musun
verebileceğinden çok daha fazlasına ihtiyacım olduğunu, bunun için yalvardığımı
ve bana hayran olmanı istemediğimi,
beni görmezden gelmeni istemediğimi
seni memnun ettiğinde
başımın çaresine bakacağım

her köşede çaldım
ancak hala bunu mahvetmek istiyorsun,
büyük bir hata yaptığımı kanıtlamak için
uzun süre geçti direnmeye çabalarken
öylece gittin ve kaçırdın
dünyandan kurtuldu

görebiliyor musun
verebileceğinden çok daha fazlasına ihtiyacım olduğunu, bunun için yalvardığımı
ve bana hayran olmanı istemediğimi,
beni görmezden gelmeni istemediğimi
seni memnun ettiğinde
başımın çaresine bakacağım

ben başımın çaresine bakacağım
ben başımın çaresine bakacağım
sense asla yalnız yapamayacaksın”

 

The Cardigans – Hanging Around

Klibi bir Alfred Hitchcock filminden alıntı bir konuyla çekilen güzel bir The Cardigans şarkısıdır. Nina Persson ne de güzel söylemiş; ‘now i can hear the silence, i see you laughing in my face..’

Şarkı Sözleri:

Hanging Around
Aylak Aylak Dolaşıyorum

I wonder what it’s like seeing through your eyes
Gözlerininde görünen şeyin neye benzediğini merak ediyorum

You’ve offered me to have a try
Bana bir kez denememi önerdin

but I was always late
Ama hep geciktim

The filters that I use
Kullandığım süzgeçler

give me an excuse
bahanem oluyor

I take away what’s real
Gerçeğe alıp götürüyorum

I feel it and it blows my fuse
Onu hissediyorum ve sigortam atıyor

I hang around
Aylak aylak dolaşıyorum

for another round
başka bir yer için

I’m hanging around
Aylak aylak dolaşıyorum

for another round
başka bir yer için

I’m hanging on
Saklı duruyorum

to the same old song
eski bir şarkı gibi

I hang around
Aylak aylak dolaşıyorum

for another round
başka bir yer için

Until something stops me
Birşeyler beni durdurana kadar

I wonder what it’s like walking by your side
Yanında yürümenin neye benzediğini merak ediyorum

To think before I talk
Konuşmadan önce düşünmek

and to move at the same speed as you walk
ve senin yürüyüşünle aynı hızda hareket etmek için

I want to have a weight
Bir ağırlığa sahip olmak istiyorum

to keep me in your state
beni kendi seviyende tutman için

I’m watching from above
Yüksekten izliyorum

I love it but it’s not for me
Bunu seviyorum ama bu bana göre değil

 

The Cardigans – My Favourite Game

90’lı yılların sonlarında özellikle Türkiye’de NumberOne TV ile popüler olumş The Cardigans şarkısı ve şahane klibi. Klibin 6 farklı versiyonu ve 5 ayrı çarpışma sahnesi var. Klipteki Cadillac Eldorado’nun önü 1974 model ancak arkası 1971/1972. Bu yüzden “Nasıl olsa parçalanacak ve ziyan olacak” düşüncesiyle önü ve arkası farklı modellere ait birkaç Cadillac yapıldı. Klibin farklı sonlar ile bittiğini de hesaba katarsak bu montajlar normal.

Şarkı Sözleri:

I don’t know what you’re looking for
Ne aradığını bilmiyorum
You haven’t found it baby that’s for sure
Onu bulamadın bebek bu kesin
You rip me up, you spread me all around
Beni parçalıyorsun, etrafa saçıyorsun
In the dust of the deed of time
Zamanın fiilinin tozunda

And this is not a case of lust you see
Ve bu bir ihtiras hali değil görüyorsun
It’s not a matter of you versus me
Bu senin benim aleyhinde olman meselesi değil
It’s fine the way you want on your own
Kendince istediğin şeyde sorun yok
But in the end it’s always me alone
Ama sonunda yalnız olan hep benim

I’m losing my favourite game
Gözde oyunumu kaybediyorum
You’re losing your mind again
Sen de tekrar aklını yitiriyorsun
I’m losing my baby
Bebeğimi kaybediyorum
Losing my favourite game
Gözde oyunumu kaybediyorum

I only know what I’ve been working for
Yalnızca ne aramakta olduğumu biliyorum
Another you so I could love you more
Bir başka sen böylece seni daha fazla sevebilirim
I really thought that I could take you there
Seni oraya alabileceğimi gerçekten sanmıştım
But my experiment is not getting us anywhere
Ama denemem bizi bir yere götürmüyor

I had a vision I could turn you right
Bir görüşüm vardı seni doğruya çevirebilirdim
A stupid mission and a lethal fight
Aptal bir görev ve öldürücü bir mücadeleye
I should have seen it when my hope was new
Bunu görmeliydim umudum henüz yeniyken
My heart is black and my body is blue
Kalbim karardı ve kanım hüzünlü

I’m losing my favourite game
Gözde oyunumu kaybediyorum
You’re losing your mind again
Sen de tekrar aklını yitiriyorsun
I’m losing my favourite game
Gözde oyunumu kaybediyorum
You’re losing your mind again
Sen de tekrar aklını yitiriyorsun
I’m losing my baby
Bebeğimi kaybediyorum
Losing my favourite game
Gözde oyunumu kaybediyorum

I’m losing my favourite game
Gözde oyunumu kaybediyorum
You’re losing your mind again
Sen de tekrar aklını yitiriyorsun
I try…
Deniyorum…

I’m losing my baby
Bebeğimi kaybediyorum
You’re losing a saviour and Saint
Sen de bir kurtarıcı ve azizeyi kaybediyorsun

The Doors – Riders On the Storm

Önemli Uyarı: Bu parçayı The Doors dışında hiç kimseden dinlemeyin, cover versiyonlarını ciddiye almayın. The Doors ne yazıkki bu şarkıyı hiç canlı çalmamıştır / çalamamıştır. Şarkının yer aldığı L.A. Woman albümünden hemen sonra Jim Morrison Fransa’ya taşınmış ve bu albümün turnesini yapmamışlardır. Jim Morrison Paris’e taşındıktan yaklaşık üç ay sonra vefat etmiş, bu yüzden bu şahane şarkıyı canlı çalacak fırsatları olmamıştır.

Şarkı Sözleri:

Riders on the storm
Riders on the storm
Into this house we’re born
Into this world we’re thrown
Like a dog without a bone
An actor out on loan
Riders on the storm

There’s a killer on the road
His brain is squirmin’ like a toad
Take a long holiday
Let your children play
If ya give this man a ride
Sweet memory will die
Killer on the road, yeah

Girl you gotta love your man
Girl you gotta love your man
Take him by the hand
Make him understand
The world on you depends
Our life will never end
Gotta love your man, yeah

Wow!

Riders on the storm
Riders on the storm
Into this house we’re born
Into this world we’re thrown
Like a dog without a bone
An actor out on loan
Riders on the storm

Riders on the storm
Riders on the storm

Fırtınadaki biniciler
Fırtınadaki biniciler
Doğduğumuz bu evin içine
Atıldığımız bu dünyanın içine
Bir kemiği bile olmayan köpek gibi
Ödünç alınmış bir aktör
Fırtınadaki biniciler

Orada yolda bir katil var
Beyni bir kurbağa gibi sürünüyor,kıvrılıyor
Uzun bir tatil yap
Bırak çocukların oynasın
Eğer sen bu adama bir çıkış verirsen
Güzel hatıralar ölecek
Yoldaki katil..evet

Kız ,erkeğini seviyorsun
Kız,erkeğini seviyorsun
Elinden tut ve al
Onun seni anlayabilmesini sağla
Dünya sana bağlı
Hayatımız asla sone ermeyecek
Erkeğini sev,evet

Fırtınadaki sürücüler
Fırtınadaki sürücüler
(ilk dörtlük..)

ve
Fırtınaaki sürücüler

 

Queen – Don’t Stop Me Now

Freddie Mercury efsanesinin en iyilerinden denilebilir, muhtemelen bilmeyen yoktur. Ancak ne yazık ki Katy Perry tarafından Freddie Mercury’i mezarında ters döndürecek kadar kötü, rezil ve korkunç bir cover versiyonu da yapılmıştır.

Şarkı Sözleri:

tonight i’m gonna have myself a real good time
bu gece kendime gerçek bir güzel zaman geçirteceğim

i feel alive and the world turning inside out yeah!
canlı hissediyorum ve dünya içini ortaya döküyor evet!

and floating around in ecstasy
ve ekstazi etrafında süzülüyorum

so don’t stop me now don’t stop me
bu yüzden beni şimdi durdurma,beni durdurma

’cause i’m having a good time having a good time
çünkü iyi zaman geçiriyorum,iyi zaman geçiriyorum

i’m a shooting star leaping through the sky
ben fırlayan bir yıldızım,gökyüzüne doğru sıçrayan

like a tiger defying the laws of gravity
bir kaplan gibi yerçekimi kurallarına karşı geliyorum

i’m a racing car passing by like lady godiva
ben bir yarış arabasıyım,lady godiva gibi geçen (Not: Lady Godiva 11. yüzyılda kocasının halktan topladığı vergileri düşürmesi için at üzerinde çırılçıplak sokaklarda gezdiği söylenen biridir)

i’m gonna go go go
ben gideceğim,gideceğim,gideceğim

there’s no stopping me
beni durduracak hiçbir şey yok

i’m burning through the sky yeah!
gökyüzüne doğru yanıyorum evet!

two hundred degrees
200 derece

that’s why they call me mister fahrenheit
nedense onlar bana bay fahrenheit diyorlar

i’m trav’ling at the speed of light
ışık hızında seyahat ediyorum

i wanna make a supersonic man out of you
senin dışında bir süpersonic adam yapmak istiyorum

don’t stop me now i’m having such a good time
beni şimdi durdurma,ben böyle iyi zama geçiriyorum

i’m having a ball don’t stop me now
bir topum var beni şimdi durdurma

if you wanna have a good time just give me a call
eğer iyi vakit geçirmek istersen sadece beni ara

don’t stop me now (’cause i’m havin’ a good time)
beni şimdi durdurma(çünkü iyi zaman geçiriyorum)

don’t stop me now (yes i’m havin’ a good time)
beni şimdi durdurma(evet iyi zaman geçiriyorum)

i don’t want to stop at all
hiçbir suretle durmak istemiyorum

i’m a rocket ship on my way to mars
ben marsa giden yolumda bir roket gemisiyim

on a collision course
bir çarpışma rotasında

i am a satellite i’m out of control
ben bir uyduyum,kontroldışıyım

i am a sex machine ready to reload
yeniden yüklenmeye hazır bir sex makinesiyim

like an atom bomb about to
oh oh oh oh oh explode
oh oh oh oh oh patlamak üzre olan bir atom bombası gibiyim

i’m burning through the sky yeah!
gökyüzüne doğru yanıyorum evet!

two hundred degrees
200 derece

that’s why they call me mister fahrenheit
nedense onlar bana bay fahrenheit diyorlar

i’m trav’ling at the speed of light
ışık hızında seyahat ediyorum

i wanna make a supersonic woman of you
senin süpersonic bir kadınını yapmak istiyorum (Not:”senin” dediği kişi kendisi. Grubun solisti Freddie Mercury bir eşcinseldi)

don’t stop me don’t stop me
beni durdurma,beni durdurma

don’t stop me hey hey hey!
beni durdurma hey hey hey!

don’t stop me don’t stop me ooh ooh ooh (i like it)
beni durdurma ,beni durdurma ooh ohh ooh (bunu seviyorum)

don’t stop me don’t stop me
beni durdurma, beni durdurma

have a good time good time
iyi vakit geçir,iyi vakit

don’t stop me don’t stop me ah
beni durdurma,beni durdurma ah

i’m burning through the sky yeah!
gökyüzüne doğru yanıyorum evet!

two hundred degrees
200 derece

that’s why they call me mister fahrenheit
nedense bana bat fahrenheit diyorlar

i’m trav’ling at the speed of light
ışık hızında seyahat ediyorum

i wanna make a supersonic man out of you
senin dışında süpersonic bir adam yapmak istiyorum

don’t stop me now i’m having such a good time
şimdi beni durdurma,ben böyle iyi vakit geçiriyorum

i’m having a ball don’t stop me now
bir topum var şimdi beni durdurma

if you wanna have a good time just give me a call
eğer iyi vakit geçirmek istersen sadece beni ara

don’t stop me now (’cause i’m havin’ a good time)
beni şimdi durdurma (çünkü iyi vakit geçiriyorum)

don’t stop me now (yes i’m havin’ a good time)
beni şimdi durdurma(evet iyi vakit geçiriyorum)

i don’t want to stop at all
hiçbir suretle durmak istemiyorum…

 

The Police – Can’t Stand Losing You

Muhtemelen en güzel, en özel Police şarkısıdır. “Dürüstlük mü sözlerde aradığın, parça budur” parçasıdır..

Şarkı Sözleri:

I’ve called you so many times today
Bugün seni defalarca aradım,
And I guess it’s all true what your girlfriends say
Ve sanırım kız arkadaşlarının tüm dedikleri doğru,
That you don’t ever want to see me again
Beni bir daha asla görmek istemeyeceksin.
And your bother’s going to kill me and he’s six feet ten
Ve erkek kardeşin beni öldürecek,
I guess you’d call it cowardice
Sanırım sen buna korkaklık derdin
But I’m not prepared to go on like this
Ama ben bu şekilde devam etmeye hazır değilim.

I can’t I can’t I can’t stand losing
Yapamam, yapamam, yapamam, kaybetmeye dayanamam
I can’t I can’t I can’t stand losing
Yapamam, yapamam, yapamam, kaybetmeye dayanamam
I can’t I can’t I can’t stand losing you
Yapamam, yapamam, yapamam, kaybetmeye dayanamam seni.
I can’t stand losing you
Kaybetmeye dayanamam seni.
I can’t stand losing you
Kaybetmeye dayanamam seni.
I can’t stand losing you
Kaybetmeye dayanamam seni.

I see you’ve sent my letters back
Görüyorum ki, geri yollamışsın mektuplarımı
And my LP records and they’re all scratched
Albümlerimle birlikte, ve hepsi çizilmiş.
I can’t see the point in another day
Başka bir günün önemini göremiyorum,
When nobody listens to a word I say
Kimse söylediğim tek bir kelimeyi dinlemezken.
You can call it lack of confidence
Güven eksikliği diyebilirsin sen buna,
But to carry on living doesn’t make no sense
Ama yaşamaya böyle devam etmenin bir anlamı yok.

I can’t I can’t I can’t stand losing
Yapamam, yapamam, kaybetmeye dayanamam
I can’t I can’t I can’t stand losing
Yapamam, yapamam, kaybetmeye dayanamam
I can’t I can’t I can’t stand losing
Yapamam, yapamam, kaybetmeye dayanamam
I can’t I can’t I can’t stand losing
Yapamam, yapamam, kaybetmeye dayanamam
I can’t I can’t I can’t stand losing
Yapamam, yapamam, kaybetmeye dayanamam

I guess this is our last goodbye
Sanırım bu bizim son vedamız
And you don’t care so I won’t cry
Ve umrunda değil, bu yüzden ağlamayacağım.
But you’ll be sorry when I’m dead
Ama öldüğüm zaman pişman olacaksın
And all this guilt will be on your head
Ve tüm bu suçluluk senin üzerine kalacak
I guess you’d call it suicide
Sanırım sen buna intihar derdin
But I’m too full to swallow my pride
Ama ben gururumu ayaklar altına alamayacak kadar yorgunum

I can’t I can’t I can’t stand losing
Yapamam, yapamam, kaybetmeye dayanamam
I can’t I can’t I can’t stand losing
Yapamam, yapamam, kaybetmeye dayanamam
I can’t I can’t I can’t stand losing
Yapamam, yapamam, kaybetmeye dayanamam
I can’t I can’t I can’t stand losing
Yapamam, yapamam, kaybetmeye dayanamam
I can’t I can’t I can’t stand losing
Yapamam, yapamam, kaybetmeye dayanamam
I can’t I can’t I can’t stand losing
Yapamam, yapamam, kaybetmeye dayanamam
I can’t I can’t I can’t stand losing
Yapamam, yapamam, kaybetmeye dayanamam
I can’t I can’t I can’t stand losing
Yapamam, yapamam, kaybetmeye dayanamam
I can’t I can’t I can’t stand losing
Yapamam, yapamam, kaybetmeye dayanamam
I can’t I can’t I can’t stand losing
Yapamam, yapamam, kaybetmeye dayanamam
I can’t I can’t I can’t stand losing
Yapamam, yapamam, kaybetmeye dayanamam
I can’t I can’t I can’t stand losing
Yapamam, yapamam, kaybetmeye dayanamam
I can’t…
Yapamam…

 

Johnny Cash – God’s Gonna Cut You Down

Rick Rubin önderliğinde yapılan Johnny Cash – American Recordings albümlerinin 5. ve sonuncusu olan A Hundred Highways’deki, enfes şarkı. (aslen anonimdir)

Şarkı Sözleri:

You can run on for a long time,
Run on for a long time,
Run on for a long time,
Sooner or later God’ll cut you down,
Sooner or later God’ll cut you down
Sen uzun süre kaçabilirsin
uzun süre kaçabilirsin
uzun süre kaçabilirsin
Ergeç tanrı hesabınını kesecek
Ergeç tanrı hesabınını kesecek

Go tell that long tongue liar,
Go and tell that midnight rider,
Tell the rambler, the gambler, the back biter,
Tell ’em that God’s gonna cut ’em down,
Tell ’em that God’s gonna cut ’em down
git söyle o uzun dilli yalancıya
git söyle o karanlık şovalleye (samanaltında su yürüten)
söyle serseriye, kumarcıya, gambazcıya
söyle tanrı hesablarıını kesecek
söyle tanrı hesablarını kesecek

Well, my goodness gracious, let me tell you the news
My head’s been wet with the midnight dew
I’ve been down on bended knee
Talkin’ to the man from Galilee,
He spoke to me in the voice so sweet
I thought I heard the shuffle of the angel’s feet,
He called my name and my heart stood still
When he said, “John go do My will!”
zira benim tanrım rahmet dolu, sana bir haber vereyim mi
benim benligim gece düşen ciğ gibi nemliydi
yere diz çökmüş durumdayımdım
kilise avlusundaki adamla(kastettği tanrı) konuşuyorum
bana çok tatlı sesle konuştu
sanki meleklerin ayak seslerini duyar gibi oldum
O benim ismimi söylerken sanki kalbim durdu
nezamanki o dedi John git benim dileğimi gerçekleştir

Go tell that long tongue liar,
Go and tell that midnight rider,
Tell the rambler, the gambler, the back biter,
Tell ’em that God’s gonna cut ’em down,
Tell ’em that God’s gonna cut ’em down
git söyle o uzun dilli yalancıya
git söyle o karanlık şovalleye (samanaltında su yürüten)

söyle serseriye, kumarcıya, gambazcıya
söyle tanrı hesablarıını kesecek
söyle tanrı hesablarını kesecek

You can run on for a long time,
Run on for a long time,
Run on for a long time,
Sooner or later God’ll cut you down,
Sooner or later God’ll cut you down
Sen uzun süre kaçabilirsin
uzun süre kaçabilirsin
uzun süre kaçabilirsin
Ergeç tanrı hesabınını kesecek
Ergeç tanrı hesabınını kesecek

Well you may throw your rock and hide your hand
Workin’ in the dark against your fellow man,
But as sure as God made black and white,
What’s done in the dark will be brought to the light
Zira taş atıp ellerınini saklayabilırsin
ahbablarının ardından karanlık işler çevirebilirsin
ama hakikat tanrı sıyah beyazı yarattı
Ne yaptıysan karanlıktan birgün çıkacak aydınlığa

You can run on for a long time,
Run on for a long time,
Run on for a long time,
Sooner or later God’ll cut you down,
Sooner or later God’ll cut you down
Sen uzun süre kaçabilirsin
uzun süre kaçabilirsin
uzun süre kaçabilirsin
Ergeç tanrı hesabınını kesecek
Ergeç tanrı hesabınını kesecek

Go tell that long tongue liar,
Go and tell that midnight rider,
Tell the rambler, the gambler, the back biter,
Tell ’em that God’s gonna cut you down,
Tell ’em that God’s gonna cut you down,
Tell ’em that God’s gonna cut you down
git söyle o uzun dilli yalancıya
git söyle o karanlık şovalleye (samanaltında su yürüten)
söyle serseriye, kumarcıya, gambazcıya
söyle tanrı hesablarıını kesecek
söyle tanrı hesablarını kesecek

 

Steppenwolf – Born To Be Wild

Enfes bir Steppenwolf eseri, aynı zamanda Problem Child’ın soundtrack’idir. Bu şarkının nakaratını Duke Nukem dahi söylemiştir. Üstelik zamanının sarsıcı filmi Easy Rider’ın açılış şarkısıdır.

Şarkı Sözleri:

Get your motor runninHead out on the highway
Lookin’ for adventure
And whatever comes our way
Yeah darlin’, go make it happen
Take the world in a love embrace
Fire all of your guns at once
And explode into space

Motorunu çalıştır
Ana yoldan ayrıl
Macera ara
Ve ne gelirse yoluna
Evet canım,gerçekleştir
Dünyayı sevgiyle kucakla
Silahlarını bir kereliğine ateşle
Ve uzaya uçur

I like smoke and lightning
Heavy metal thunder
Racin’ with the wind
And the feelin’ that I’m under
Yeah Darlin’ gonna make it happen
Take the world in a love embrace
Fire all of your guns at once
And explode into space

Dumanı ve yıldırımları severim
Ağır metal gürültülerini
Rüzgarla yarışmayı
Ve dipte olduğumu hissetmeyi
Evet canım,gerçekleştir
Dünyayı sevgiyle kucakla
Silahlarını bir kereliğine ateşle
Ve uzaya uçur

Like a true nature’s child
We were born, born to be wild
We can climb so high
I never wanna die

Doğanın çocuğu gibi
Vahşi olmak için doğduk
Çok yükseğe tırmanabiliriz
Hiç istemiyorum ölmeyi

Born to be wild
Born to be wild

Vahşi olmak için doğduk
Vahşi olmak için doğduk

 

Johnny Cash – Solitary Man

Listenin belki de en Rock N Roll Loser şarkısı ile bitirelim. Aslen Rage’in “Trapped” albümünde yer alan bir parçadır. Ancak öyle görünüyor ki cover’ı orjinalinden daha iyi olan bir Johnny Cash yorumu olmuş.

Şarkı Sözleri:

Melinda was mine ’til the time
That I found her
Holding Jim and loving him

Then Sue came along, loved me strong
That’s what I thought
Well me and Sue
That died, too

Don’t know that I will
But until I can find me
A girl who’ll stay
And won’t play games behind me
I’ll be what I am
A solitary man
Solitary man

I’ve had it to here being where love’s a small word
Part-time thing
Paper ring

I know it’s been done
Having one girl who loves you
Right or wrong
Weak or strong

Don’t know that I will
But until I can find me
A girl who’ll stay
And won’t play games behind me
I’ll be what I am
A solitary man
Solitary man

Don’t know that I will
But until I can find me
A girl who’ll stay
And won’t play games behind me
I’ll be what I am
A solitary man
Solitary man
Solitary man….

Yalnız Adam

Melinda benimdi o zamana kadar
Onu bulduğumda
Jim’i tutyordu ve onu seviyordu

Sonra Sue geldi,beni güçlü sevdi
Düşündüğüm buydu
Sue ve ben iyiyiz
Bu ölüde

Ne olacağım bilmiyorum
Ama kendimi bulana kadar
Kalacak bir kız
Ve arkamdan oyun oynamayacak
Neysem o olacağım
Yalnız adam
Yalnız adam

Aşk küçük kelime iken orda olmalıydım
Bir kısımlık iş
Kağıttan yüzük

Biliyorum yapıldı
Seni seven bir kıza sahipsin
Doğru yada yanlış
Zayıf veya güçlü

Ne olacağım bilmiyorum
Ama kendimi bulana kadar
Kalacak bir kız
Ve arkamdan oyun oynamayacak
Neysem o olacağım
Yalnız adam
Yalnız adam

Ne olacağım bilmiyorum
Ama kendimi bulana kadar
Kalacak bir kız
Ve arkamdan oyun oynamayacak
Neysem o olacağım
Yalnız adam
Yalnız adam

 

0 Comments

Leave a reply

Copyright © 1999 | www.90dan.com Her Hakkı Bulut

or

Log in with your credentials

or    

Forgot your details?

or

Create Account